Geyik Merkezi Geyik Merkezi Video Mail forum


Fatih Kerimi

Tatar Türklerinin yazar, gazeteci ve naşirlerinden

1870 yılında Tatarıstanın Bügülme kazasına bağlı Minğlibay köyünde doğmuştur. İlk eğitimini köyün mollası olan babası Gilman Ahunddan alan Kerimî, daha sonra Çıstay (Çistapol) medresesine devam ederek burada 11 yıl eğitim görmüştür. Çıstay medresesindeki eğitimi sırasında iki yıllık Rus mektebini de tamamlamıştır. 1890 yılında Ufada ruhani meclis huzurunda imtahan vererek müderrislik icazetnamesi almıştır. Babası, onun köy mollası olarak kalmasını istemediğinden, tahsilini devam ettirmesi için aynı yıl İstanbula göndermiştir. Kerimi ile ilgili yazılan bütün eserlerde onun eğitim gayesi ile 1892 yılında İstanbula geldiği yazılsa da, o kendi ifadesi ile 1890 yılında tahsil için İstanbula geldiğini yazmaktadır (Fatih Kerimi, "Merhum Ahmed Midhat Efendi", Türk Yurdu, cilt III, s.163.). İstanbulda hangi okula devam ettiği hususunda bilgi yoktur. Fakat İstanbulda çok iyi Fransızca öğrendiği bilinmektedir. Rusyada Kerimi ile ilgili yazılan bütün yazılarda onun İstanbulda Mülkiye Mektebinde okuduğu yazılsa da 1899 yılında İstanbula da yaptığı seyahatini anlattığı eserinden (Avrupa Mektupları) bu okula devam etmediğini anlıyoruz. Ayrıca Ali Çankayanın Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler adlı eserinde Keriminin kaydına rastlamadık.

İstanbuldaki eğitimini tamamlayan ya da yarıda bırakan Kerimî, İstanbuldan Kırıma giderek Yalta şehrindeki bir Tatar köyünde iki yıl kadar öğretmenlik ve Bahçesarayda öğretmen yetiştirme kurslarında dil, edebiyat ve pedegoji dersleri vermiştir. İlk hikayesi olan Salih Dedenin Evlenmesini de (1897) Kırımda bulunduğu sırada yazmıştır. Ayrıca Mirza Kızı Fatma adlı hikayesini de bu dönemde yazdığı sanılmaktadır.

1896-1898 yıllarının yaz günlerinde Orenburga bağlı Kargalıda meşhur Tatar zenginlerinden Gani Bay (Hüseyinov)ın finanse ettiği yaz kurslarında usûl-i cedit öğretmenleri yetiştirilmesine katkıda bulunmuştur. Onun Gani Bayla tanışması Kerimî ailesinin Orenburga göç etmesine de vesile olmuştur (1899). Babasının çağrısı üzerine Kırımdan Orenburga dönen Kerimî, burada yapacağı çalışmaları planlarken, altın ocakları işleten zengin Şakir Remievin daveti üzerine onunla birlikte Almanya, Belçika, İtalya, Fransa, Avusturya, Sırbistan, Bulgaristan ve Türkiye gibi çeşitli ülkeleri içine alan dört aylık bir seyahate çıkmıştır. Bu seyahat, Türkiyede eğitim görmüş Kerimînin ufkunun daha da genişlemesine neden olmuştur. Gittikleri ülkelerde eğitim kurumlarını, müzeleri, kütüphaneleri, matbaaları, sanayi tesislerini ve Şakir Remievin altın madenleri için gerekli olan makina ve teçhizat fabrikalarını gezmişlerdir. Kerimî bu seyahatinin izlenimlerini 1902 yılında Avrupa Seyahatnamesi olarak ta bastırmıştır.
Avrupa seyahati dönüşü bir müddet Moskovada kalan Kerimî, babasının ileriye dönük planları (babası eskiden beri Tatarca bir matbaa açarak halkına bu yolla daha iyi hizmet edeceğini düşünüyordu) için burada muhasebe ve Almanca kurslarına devam ederek bilgisini arttırmıştır. Moskovada bulunduğu sırada zaman zaman Rusyanın başkenti Petersburga giderek burada büyük bir matbaa açmış olan Kırımlı Mirza Boraganskinin matbaasında baskı usulleri konusunda bilgi de edinmiştir.

1900-1901 yılları arasında Orenburgda gayri resmi olarak yine Gani Bayın maddi yardımlarıyla Ural bölgesi ve Sibirya için yaklaşık 300 usul-i cedid öğretmeni yetiştirilmesine katkıda bulumuştur. İki yaz devam eden bu kurslar mahalli hükümet tarafından kapatılmıştır.

1901 yılından sonra, babasının mollalığı bırakarak Gani Bayın maddi-manevi yardımlarıyla Orenburgda bir matbaa ve kitabevi (Kütüphaneyi Kerimîye) açması (1901) nedeniyle bu alanda yoğunlaşmıştır. Babasının matbaanın kuruluşundan kısa bir süre sonra vefat etmesi (1902) nedeniyle bütün işlerle Kerimî ve kardeşleri (Kerimînin ikisi erkek, üçü kız toplam beş kardeşi vardı) ilgilenmek zorunda kalmışlardır.

1901 yılında Duhovni Sobraniyenin (Rusya Müslümanlarının Ruhani İdaresi) yarı resmi olarak yaptığı toplantıya, Fatih Kerimî ile birlikte Hadi Maksudi, Abdurreşid İbrahim, Rızaeddin bin Fahreddin ve Abdullah Bubi gibi dönemin önemli aydınları da katılmıştı. Toplantının gayesi; halk arasında bilimin yaygınlaştırılması için yapılacak çalışmaların planlanması, ders kitapları yazımı meselesi (bu konu toplantıya katılanlara havale edildi) ve bazı imla problemleri gibi önemli konulardı.

1905 I. Rus ihtilalinin getirdiği yumuşama döneminden İdil-Ural bölgesinde yaşayan Tatar ve Başkurt halkının azami derecede faydalanması için mücadele eden aydınlar arasında önemli bir yeri olan Kerimî, bu dönemde yapılan hemen hemen bütün siyasi toplantılara gerek delege ve gerekse gazeteci olarak katılarak, üstüne düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmaya çalışmıştır. Uzun yıllar Orenburg Müslüman cemaatinin reisliğini ve Cemiyet-i Hayriyenin üyeliğini de yapmıştır.

Rusya Müslümanlarının ikinci toplantısından (13-23 Ocak 1906) sonra Orenburgda bir toplantı düzenleyen Fatih Kerimî II. Müslüman kongresinin aldığı karar doğrultusunda Rusların Kadet partisi ile işbirliği yapılmasını toplantıda hazır bulunanlara kabul ettirdi. İstanbulda eğitim görmesi ve halkının problemlerine çok fazla duyarlı olması, Rus parlementosu Devlet Dumasına vekil seçilmesini engellemiştir. Hükümet çeşitli desiselerle onun da aralarında bulunduğu bazı Tatar aydınlarının (Abdürreşid İbrahim, Yusuf Akçura vs.) II. Devlet Dumasına seçilmelerine engel olmuştur. Buna rağmen o, II. Devlet Dumasına (20 Şubat- 2 Haziran 1907) seçilen dostu ve aynı zamanda Derdmend mahlasıyla şiirler de yazan Zakir Remievin yardımcılığını üstlenerek Petersburga gitmiş ve dumadaki Müslüman vekillere yardımcı olmaya çalıştığı gibi Vakit gazetesine de duma ve hükümet ahvali konusunda haberler yazmıştır.

1906 yılında yukarıda adı geçen Remiyev kardeşlerin Vakit adlı bir gazete kurmaları ve baş muharrirliğe Fatih Kerimîyi getirmeleri, onun hikaye yazarlığından gazeteciliğe geçmesine vesile olmuştur. Bu dönemde bir müddet Orenburgdaki Medrese-i Hüseyniyede muallimlik de yapan Fatih Kerimî çeşitli ders kitapları ve ders proğramları da hazırlamaya başlamıştır.
1912-1913 yılları arasında (1 Kasım 1912-18 Mart 1913) Balkan savaşları sırasında Vakit gazetesinin muhabiri olarak İstanbula gelen Fatih Kerimî cepheye gazetecilerin gönderilmemesi nedeniyle haberlerini İstanbuldan göndermek zorunda kalmıştır. İstanbulda bulunduğu sırada dönemin devlet adamları ve aydınları; Ahmed Saib, Abdullah Cevdet, Enver Paşa, Ahmed Midhat, Yusuf Akçura, Ahmed Ağaoğlu, Halide Edip, Mahmud Esad, Musa Kazım vs. gibi bir çok kişi ile Balkan savaşları ve Türk-İslam dünyasının problemleri üzerine mülakatlar da yapmıştır. Kerimînin İstanbuldan Vakit gazetesine gönderdiği haberler Rusya Müslümanları tarafından ilgiyle karşılanmış ve bu haberler daha sonra ayrı kitap (İstanbul Mektupları) olarak yayınlanmıştır.
1917 Ekim ihtilaline kadar gazetecilik görevinin yanısıra çok sayıda eser yazmış ve Rusya Müslümanlarının meseleleriyle aktif olarak ilgilenmiştir. Ayrıca matbaasında çok sayıda ders kitapları ve çeşitli eserler de bastırmıştır.

1917 Ekim İhtilalinden sonra diğer bütün Tatar aydınları gibi onun da önünde üç seçenek vardı ya sosyalizme hizmet edecek ya başka bir ülkeye sığınacak ya da aç kalacaktı. O da yaşamak için birinci yolu seçti ve bir müddet Orenburgda mektep-maarif ve kültür meseleleri ile ilgili çalışmalarda bulundu. Öğretmen yetiştirme kurslarında dersler verdi. Uzun yıllar çalıştığı Vakit gazetesinden ayrılarak 1 Kasım 1917 tarihinde Yaña Vakit (Yeni Vakit) adlı gazetesini çıkarmaya başladı ve bu şehirde çıkan İşçiler Dünyası, Yol gibi çeşitli gazetelerin yayın kurulunda çalıştı. Sosyalizm Tarihi adlı bir eser hazırladığı da belirtilmesine rağmen bu eseri basılmamıştır. 1925 yılında Rusyanın (Sovyetler Birliği) yeni başkenti olan Moskovaya göç etti. Bir müddet SSCB halklarının merkez neşriyatında çalıştıktan sonra Nerimanov ismindeki Doğuyu Öğrenme Enstitüsünde 1937 yılına kadar Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı. Leninin toprak meseleleriyle (Agrarya Meselesi/Agrarnaya Vopros) ilgili makalelerini Tatarcaya tecüme etti.1937 yılında Türkiye lehine casusluk (kızıl ordu ile ilgili bazı askeri sırları 1936 yılında Moskovada bulunun Türk Milli Futbol Takımı antrönörü Kerim Beye verdiği iddia edilmektedir) ve Staline suikast hazırlığı gibi çeşitli uydurma suçlardan, suçlu bulunarak Stalin dönemindeki Tatar aydınlarını imha etme politikasının gereği olarak kurşuna dizilmesine karar verildi (1990lı yıllara kadar yazılan eserlerde, makalelerde, Kerimî ve diğer katledilen Tatar aydınlarının ölmüş olduklarını yazmak yeterli görülüyor ve bu insanların hayatlarını nasıl sona erdirdikleri üzerinde hiçbir açıklama yapılmıyordu). Fatih Kerimînin kardeşi Muhammed Arif te 1934 yılında Varşovada (muhtemelen Sovyet ajanları tarafından) pencereden atılarak öldürülmüştür.
Bazı eserlerde Kerimînin 1945 yılına kadar yaşadığı belirtilse de 1937 yılında kurşuna dizildiği arşiv belgeleriyle kesinleşmiştir. 1959 yılında ise suçsuz olduğu kabul edildi. Fatih Kerimî ile ilgili arşiv belgeleri (bunların arasında Ahmed Midhat Efendinin Kerimîye yazdığı üç mektup ta bulunmaktadır) Tataristan Devlet Arşivinde saklanmaktadır.

1901-1917 yılları arasında Kerimîlerin matbaasında bir milyon tiraja yakın 384 adet kitap basılmıştır. Ayrıca matbaada Vakit, Şura, İktisat ve Çükiç gibi çeşitli gazete ve dergiler de basılmıştır.

XIX. yyın sonu ve XX.yyın başlarında Tatar cedidizminin gelişmesinde en önemli rol oynayanlardan birisi de Fatih Kerimîdir. İstanbuldaki eğitimini tamamlayarak Kazana dönen Fatih Kerimî Avrupa mefkuresini intişarla uğraşmaya başlamıştı. Orenburgda yaşayan zengin liberal ıslahatçılar (Gani Bay ve Remiyev ailesi) ona maddi ve manevi destek veren en önemli kişilerdir.
Her zaman "din, millet", "zengin ile fakir birlikte gidelim ayrılmayalım" diyerek halkı zengin, fakir ayrımı yapmadan birlik olmaya çağıranların başında gelen Fatih Kerimî, İsmail Gaspıralının şiarının (dilde, fikirde, işte birlik) İdil-Ural bölgesindeki en önemli temsilcilerinden birisidir. Gaspıralının vefatı üzerine Vakit gazetesinde yazdığı makalede (12 Eylül 1914) "20-30 milyon şakirt bırakıp ölen bir üstat, 20-30 milyon manevi evlat bırakıp ölen bir ata bahtiyardır. Bundan da büyük bahtiyarlığı tasvir etmek akıllara sığmaz" diyerek ona olan bağlılığını belirtmiştir.

Fatih Kerimî önceleri Abdürreşid İbrahimin muhtariyet fikrine karşı gelerek, Tatar halkının henüz muhtariyet için hazır olmadığını belirtmesine rağmen değişen şartlar gereği, 1917 Moskova Müslüman Kongresinde ve Ufadaki Millet Meclisinde (1917-1918) bu fikri hararetle savunmuştur.

Fatih Kerimî döneminin Türk aydınlarıyla da oldukça yakın ilişki içinde bulunmuştur. Özellikle Ahmed Midhatın onun üzerinde büyük etkisi olduğu görülmektedir. Öğrenim için geldiği İstanbulda ilk olarak Ahmed Midhatı ziyaret eden Kerimi, sürekli olarak onunla irtibatta bulunmuştur. Ahmed Midhat Efendi de onu manevi oğlu olarak kabul etmiş ve ona yol gösterici olmuştur. Japonların Müslüman olacağı ve Tokyoda büyük bir din kurultayı toplanacağı haberinin çıkması üzerine Vakit gazetesinde (sy. 22, 20 Mayıs 1906) "Japonya ve Müslümanlar" adlı bir makale yazan Fatih Kerimî bu kurultaya Müslümanları temsilenen Ahmed Midhatın Abdülhamid tarafından gönderilmesinin en doğru karar olacağını yazarak, Midhat Efendiden övgüyle sözetmektedir. Ahmed Midhat ın vefatı sırasında İstanbulda bulunan Kerimi Türk Yurduna (cilt 3, s.161-164) yazdığı taziye yazısında: "Şimal Türkleri arasında Türk muharrirlerinin en ziyade maruf olanı ve eserleri en çok okunanı hiç şüphesiz merhum Ahmed Midhat Efendi hazretleridir. Onun eserleri Rusyalı Müslümanların her sınıfı tarafından okunur ve istifade edilirdi. Bilhassa Hıristiyanlara karşı yazdığı Müdafaa adlı eseri Rusyalı İslam üleması arasında gayet makbüle geçti. Onlar bundan pek çok istifade ettiler" diyerek Ahmed Midhatın Rusya Türkleri için ne kadar önemli bir şahsiyet olduğunu belirtmektedir. Fatih Kerimînin Ahmed Midhat ile zaman zaman mektuplaştığı Kerimînin arşiv malzemelerinden anlaşılmaktadır. Kerimînin irtibatta bulunduğu diğer bir Türk aydını ise Defter-i Hakani Nazırı ve İstanbul Üniversitesi hocalarından Mehmed Esad Efendidir. Mehmed Esad Efendi 1913 yılında çıktığı Rusya seyahati sırasında Orenburga uğrayarak bir müddet bu şehirde de misafir olmuştur. Kerimî, gazetesi Vakitte bu seyahate büyük ilgi göstererek Esad Efendinin resmini yayınlamış ve dört-beş sayı haber yapmıştır (Vakit, sy. 1262, 30 Temmuz 1913). Onun Türk aydınları ile ilişkide bulunması, Türkiyede eğitim görmesi ve milli meselelere karşı aşırı duyarlı olması nedeniyle jandarma tarafından sürekli göz altında tutulmuştur. Jandarma zaman zaman onun evine baskınlar da düzenleyerek şahsi eşyalarına (kitap, mektup, fotoğraf vs.) el koymuştur. Mehmed Esad Efendinin Orenburgda onu ziyaret etmesinden sonra bu baskınlar, onu yıldırma şekline dönüşmüştür. Mehmed Esad Efendinin Rusya seyahati jandarma tarafından büyük bir titizlikle adım adım izlenmiştir. Mehmed Esad Efendinin Rusya seyahati ile ilgili jandarma kayıtları Kazan Devlet arşivinde saklanmaktadır. Fatih Kerimi cevir Kaydet biyografi7482
Yorum Ekle

(Lütfen Cevaplayın)
Yorumunuz:


Ekle : Ekle Face book Ekle Google Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Jeqq Ekle Spurl

Forum Linki:
Html Linki:
Direkt Link:
Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın
2006-2013 Geyik Merkezi Fatih Kerimi ile ilgili tüm yazılar üyelerimiz tarafından eklenmiştir. Fatih Kerimi yazısın tüm hakları geyikmerkezi.com a aittir.
Geyik Merkezi Geyik Forum Geyik Manken Resmi