Geyik Merkezi Geyik Merkezi Video Mail forum


Seviş!!!

"400">SEVİŞ!!!

Geçtiğimiz hafta “aşık” olmadan “sevişilir” mi diye sordum size. O kadar çok mail geldi ki sizden. Kiminiz sevişmenin bir “ihtiyaç” olduğunu, kiminizse “aşık” olmadan “sevişmenin” yalan olduğunu söylemişsiniz.


Şimdi sizin cevaplarınıza bir göz atma zamanı.


Selin A.’dan:

Aşk, hakkında konuşulmayı, yazılmayı sevilen bir ifade olarak hayatımda... Yaşanması gerekmiyor, aşkı anlayabilmek için.. Bazen onunla ilgili yazılanları okumak, başkalarını dinlemek, hissetmek için yeterli geliyor.

İlişkiler ile ilgili gözlemlerini seviyorum ama böyle yüzeysel olmamalı diye düşünüyorum. Bu kadar yüklendiğin bir duyguyu, üzerinde bu kadar kafa yorduğun bir duyguyu arkadaşlık sitelerinde, insanların egolarını tatmin etmek için girdiği kalıplara sokamazsın.

Siyah-beyaz filmlerdeki yaşanmıyor aşk, katılıyorum. Ama onu öyle düşlemek birbirini hiç tanımayan insanların henüz birkaç görüşmede anatomilerini(aslında o hep bildikleri) tanımak için girdikleri oyunları izlemekten daha zevkli diye düşünüyorum.

Çekime, beğeniye bir sözüm yok ama irade bana daha yakin bir duygu.. Ask girdiği yeri yüceltir! Bu yüzden, sevişmek te aşk olmadan çekilmez.

Aşkı bulmamız dileğiyle..

Haklısınız. Ama hepimiz irili ufaklı “ego”larımızla yaşıyoruz. “Aşk” iradeyi yener. Aşk “onursuz” kılar insanı. Duygularınıza söz geçiremezsiniz.

Yüzeysel olan “aşkı” nasıl yaşadığın değil; “aşık olup olmaman.” Sevişmek her şekilde çekilir ama yanında “aşk” olursa daha ne ister insan… Size de film tadında bir “aşk” diliyorum.



Bikem K.’dan:

Cosmoturk e yazmış olduğun son köşe yazını okudum ve herkesin yazmasını istediğiniz bu konuda bende ufak tefek kendi düşüncelerime değinmek istedim.

Özel hayatlarımızda oturtmayı başaramadığımız dengeler aslında bizi bütün yaşamımız boyunca çok derin boşluklara düşürecek yanılgılardır. Her şeyin yozlaştığı ve çabuk tükendiği bu nesilde en çok ihtiyacımız olan şey belki de sevmek ve sevilmek.Sevmeye zaman ayırabilmek en çokta!

Kendimden ve çevremden gözlemlediğim en büyük eksiklik aslında hayatın yoğun temposuna, sorumluluklarımıza kendimizi kaptırıp bizim için önem arz eden bu duygulara yeterli özeni gösteremediğimizdir.

İdealist insanların özel hayatı daha da tutarsız oluyor bu sebepten.Belki de çok güzel bir tesadüfle baş gösteren o çekim (ki dediğiniz gibi bir ilişkinin ilk aşaması ve en zevkli yanı sadece bu kısmıdır) alelacele alıp tüketmek,alışageldiğin düzeni bozmamak,gündelik koşturmalarında kimseyi kendine ayak bağı yapmamak,sorumluluk almamak için mağlup düştüğümüz bir sınavdır aslında.

En güzel duygular emekle ve sabırla filizlenir.Bazen bir hayale aşık olmak bile böyle bir ilişki yaşamaktan daha güzeldir kanımca.Kişinin uzun vadede kendine olan saygısını da yitirmesidir her daim "openrelationship" yaşamak.

Ben bu güne kadar hep o tutkuyu bekledim. Gerçekten elini tuttuğum an içimi ısıtabilmeli ,yüzüme en güzel tebessümü yayabilmeliydi yaşadığım aşk. O çekim anı bazen bir ömür sürebiliyor,bazen de sadece güneş doğana kadar...

Eğer tekrar aynı yalnızlığa uyanacaksam,içimdeki boşluğu yine kendim saracaksam o anı yaşamamayı,içimdeki çocuğu hırpalamamayı isterim.

Yüzdelere ayırdığınız kesimin hangi tarafında oluyorum bunu bende çözemedim.

Ama bildiğim tek gerçek var ki kendi yüreğime sarılıp yaşamak böylesine körelmekten daha güzel.

Sizin de "film tadında" aşklar yaşayabilmeniz ümidiyle...

Ben de sizin olduğunuz yüzdelik kısma yakınım. Ama artık acı çekmemek için “aşk” tan kaçmıyorum. Benzer acılar yaşayınca, “aşk” daha az canımı yakıyor. Umarım elini tuttuğunuz an içinizi ısıtacak kişi karşınıza çıkar.

Umarım…



Elif E.’den:

Bu konuda üzülerek de olsa size katılıyorum. 3 yıldır süren beraberliğimi mutlu sona erdiremediğimiz için bitirdikten sonra hayatıma girmeye çalışan 2 kişinin 2 si de aynı dürtü ile yaklaştığından ben hala yalnızım ve 2-3 dakikalık bir heves için sevgiyi katletmeye çalışanlara da sonuna kadar izin vermeyeceğim işte :)

Bu sevgisizlik bu açlık nedir? ne oluyor bize allah aşkına?

Zaman geçtikce daha da ümitsizleniyorum doğrusu. Gidenlerin hiçbiri ben kadar bile erkek olamadılar!

Elif Hanım, ne güzel ki ne aradığınızı çok iyi biliyorsunuz. Yürümeyen bir ilişkiyi devam ettirmeye çalışmaktansa “nokta” koymak ilişkiye daha sağlıklı. Evet erkeklerin yani bizlerin dünyası sizden biraz daha farklı çalışıyor. Dürtülerimize yenik düşebiliyoruz. Umarım karşınıza “adam gibi bir adam” çıkar.


Birsen T.’den:

Gerçekten doğru ve gerçek bir konuyu ele almışsın.Yaşı küçük bir çok arkadaşım aynı durumda daha çok onlara hitap etmesi gereken bir yazı tekrar tebrik ediyorum.Ben de bir çok arkadaşımda duyuyorum. Gerçekten eski film tadında aşkları bulmak zor....Yeni nesilde, nesiller de maalesef bunlardan uzak yaşıyor ve yaşayacak...Kurtar onları Kemal ;)

Birsen haklısın. Genç nesil “aşk”tan önce cinselliklerini yaşama ve bedenlerini “keşfetme” peşindeler. Buna karşı değilim. Tek karşı olduğum sevişmek için sevişmeleri ve bu yüzden komik duruma düşmeleri. Her koyun kendi bacağından asılıyor. Keşke bana ya da sana kalmadan herkes bir birey olup; kendini kurtarma cesaretini gösterebilse.


Senem ǒden:

Film tadında aşk yok bir kere ben bunu anladım. Filmlerde sadece hayal gücüne dayanarak abartılmış aşk var; ama öyle filmlerde olduğu gibi değil sade yalın.

Günümüz ilişkileri de neden böyle derseniz erkeklerin bağlanma sorumluluk almak istememe gibi nedenlere bağlayabilirim. Hepsinin içinde bir doyumsuzluk söz konusu ve hep bundan daha iyisini bulabilirim neden bununla yetineyim gibi iç sesleri çok bence.

Şimdi tüm sorun erkeklerde mi hayır sorun çevremizde gelişen şartlarda hayat o kadar kolaylaştı ki.

Bağlanamama sorunu sadece erkeğe özgü bir durum değil; kadınlarda da aynı sorun var. Hepimiz kendi kurallarımız çevresinde yaşıyoruz. Bu yüzden de birisine bağlanmak “özgür”lüğümüzü kaybetmek gibi geliyor kimi zaman. Özgürlüğümüzü kaybetmemek için yalnızlığı seçiyoruz.


Yeliz K.’dan:

Film gibi bir aşka örnek istiyoruz..yoksa karıştırmayın kafamızı bulandırmayın ortalığı yahu:))))

Yeliz Hanım, film gibi bir aşk yaşamadım. Ya da yaşayan bir arkadaşım olmadı.Sizin kafanız ne kadar karıştıysa inanın bende sizden farksız değilim :)


Emine B.’den:

14 kasım da ki yazınızı cosmoturk.com da okudum. Çizdiğiniz durumda aşk yoktu bu doğru ama yinede sevişme vardı.

Sevişmeye bir ihtiyaç değil bir istek gibi görün ve bu istek fiziksel boyutta ve duygusal boyutta vardır. Ama fark şu ki yazınızda yazdığı gibi 'çekim' yüzünden gerçekleşen sevişme sadece fiziksel çünkü (genelde) aşk sevişmekten sonra doğmaz (filmlerde olur).

Çizdiğiniz durumda sevişmekte duygu yoktur sadece fiziksel çekim ve hormonlar yüzünden iki kişi sevişmiştir. Yani soruya cevap: aşk olmadan sevişilir.

Bayanlar her ne kadar aşk var olduktan sonra sevişmeye tercih etse de bu yinede vardır. Çünkü duygusal sevişmenin daha ateşli ve daha romantik olduğunu düşünürüz. Ve partnerimiz aşık olduğumuz kişi olunca bu bizi daha tatmin, daha mutlu oluruz ve hep tekrarı gelir.

Çizdiğiniz durumdaki gibi ertesi sabah unutulur gider ve (muhtemelen) tekrarı gerçekleşmez.

Emine Hanım, bazen seviştikten sonra da aşık olabildiğine inanıyorum. Ben olmuştum. Doğru kadınlar sanırım güven duymak istiyorlar, birisiyle tensel bir temas kurmadan önce. Duygusal sevişme her zaman daha romantik ve de ateşli…


Nesrin B.’den:

Kaç kişi var bildiğim aşkından ölen, acıdan kavrulan, Leyla ile Mecnun, Mem ile Zin gibi. Çoğunun aşkı beden dilini öyle aşmış, öyle dalmış ki içlerine, damarlarında dolaşıp, iliklerine işlemiş. Üstelik hiçbiri birbirinin ve tek beden olamamış.

OLSALARDI NE OLURDU?
OLMADIKLARI İÇİNMİ BÖYLE OLDU , TARTIŞILACAK KISIM ODUR BENCE...

Ama bugün ilişkileri bu derece yatak odalı görmemizin sebebi korkularımız bence.

“İnsanlar birine bağlanmaktan korkuyorlar. Çünkü daha önce yaşadıkları hayal kırıklıkları onları bu hale getirmiş. Canının yanmaması için bugünü yaşama formulü. Ne formül ama?!”

DEMİŞSİNİZ YA,
AĞZINIZA YÜREĞİNİZE SAĞLIK.. PEKİ YA NEREYE KADAR?NE ZAMANA KADAR?BU TAVRIMIZI BİRİNE GÖRE DEĞİŞTİERECEK MİYİZ? YA DA O BİRİ GERÇEKTEN VARMI?
BENİM TEK DÜŞÜNCEM BU...
ÜMİTLERİMİZ KIRILMAZ UMARIM : )

Nesrin Hanım, geçtiğimiz hafta “Kolera Günlerinde Aşk” isimli filmi izledim. Bir adam bir kadını tam 51 yıl boyunca bekliyor. Açıkcası ben bir kadını 51 yıl boyunca beklemezdim. O kadar büyük bir aşk yaşamadığım için. Doğru kişiyi arıyoruz. Doğru kişi karşımıza çıkacak. Sanırım ilk iş kendimizi, ruhumuzu keşfetmekten başlıyor. Ümitlerinizin kırılmamasını umarım…

Böylece sizlerin maillerinizin bir kısmına göz attık. Gördüğünüz gibi günümüz ilişki modeline dair söylenecek çok söz var. “Aşk” için söylenecek çok söz var.
Aşk olmadan sevişilir mi?
Sevişilir…
Peki ya sonrası?
Kim bilir…

Kemal Hamamcıoğlu
kemal@cosmoturk.com

Seviş!!! cevir Kaydet kadin16050
Yorum Ekle

(Lütfen Cevaplayın)
Yorumunuz:



Ekle : Ekle Face book Ekle Google Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Jeqq Ekle Spurl

Forum Linki:
Html Linki:
Direkt Link:
Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın
2006-2013 Geyik Merkezi Seviş!!! ile ilgili tüm yazılar üyelerimiz tarafından eklenmiştir. Seviş!!! yazısın tüm hakları geyikmerkezi.com a aittir.
Geyik Merkezi Geyik Forum Geyik uçan kuş Manken Resmi